Filmin en çarpıcı sahnelerinden olan içtima sahnesi, şimdiden binlerce kişi tarafından sosyal paylaşım sitelerinden izlendi
2365 metre yükseklikte çok zor koşullarda ve küçük bir ekip ile çekilen film, Güneydoğu'da bir yüzbaşının komuta ettiği 40 kişilik timin hikâyesini anlatıyor.
“Karabal” tepesinde bulunan bir röle istasyonunu korumakla görevlendirilen bu 40 askerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları acıları, sevinçleri ve yaşam mücadelelerini anlatan filmin yönetmenliğini ve senaryosunu Levent Semerci üstlenmiş. Güneydoğu'da yaşanan terör olaylarını ve bölgede görevli askerlerin yaşamlarını farklı bir bakış açısıyla değerlendiren film, sinemaseverlerin oldukça ilgisini çekecek gibi görünüyor.
Prof. Dr. Mehmet Öz, 11 Haziran 1960'da babasının görev yaptığı Cleveland'da doğdu. 1982'de Harvard Üniversitesi'ni bitirdi, 1986'da Pensilvanya Üniversitesi'nden tıp doktoru unvanını aldı. Halen Columbia Üniversitesi Irwing Kalp Cerrahisi Profesörü olan Öz, ayrıca aynı üniversitenin Tamamlayıcı Tıp Programı'nın kurucusu. Aynı zamanda yardımcı kalp cerrahi gereçleri programını da yürüten Öz'ün kalp transplantasyonu, minimal girişimsel kalp cerrahisi ve sağlık kontrolü üzerine araştırmaları var. Kardiyovasküler cerrahide robot programını ilk uygulayan doktor olan genç bilim adamı, 1999 Davos Dünya Ekonomik Forumu'nda ‘‘Yarının Lideri’’ olarak seçildi. 350'nin üstünde orijinal yayına, kitaplara, makalelere ve birçok patente sahip. CNN, NBC, ABC ve CBS'de birçok kez yer alan Prof. Öz 1996'da ‘‘Yılın Amerikan-Türk Adamı’’ seçildi. 1968'lerde Michael de Bakey ve Denton Cooley'in başını çektiği ekipte yer alan ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Gerald Lemole'nin kızı Lisa Jane ile evli olan Mehmet Öz'ün Defne Nur, Arabella Sezen, Zoe Yasemin ve Oliver Mustafa adlı dört çocuğu var.
Aşk acısı kalp krizini tetikliyor
Yapay kalp ve robotla ameliyat devrimlerine imza atan Türk Doktor Mehmet Öz,
ALEM 'e müthiş açıklamalar yaptı:
Kalp hastalarının yüzde 50'si aşksız kalmış, çok aşık olmuş, aşkına karşılık bulamamış.
Sevmek önemli. Bunu kaybedersek kalbimiz düşmeye başlıyor. Kriz artıyor.
ABD'de çok fazla kalp hastası var. Yanlış besleniyorlar. Kızartma, et ve fast-food.
Türkler de bu yolda. Klasik yemek alışkanlığına dönmezsek gençler tehlikede.
16 Ocak'ta ilk kez robotla kalp ameliyatı yaptım. Hasta bir odada, ben bir odadaydım.
En üzücü hasta karamsar olandır. Tedavisi imkansız olan inancıyla iyileşebiliyor. +*bAşık değilsen kalp krizi yakanda
ALEM, tıp tarihine adını altın harflerle yazdıran, kalp ameliyatlarında çığır açan Dr. Mehmet Öz ile ABD'de görüştü
Dünyada ilk kez yapay kalp naklini gerçekleştiren, robotla kalp ameliyatı yapan ve 'sol karıncık destek aygıtını' (LVAD) geliştiren Doktor Mehmet Öz, ALEM Genel Yayın Yönetmeni Berna Erten'e konuştu. Berna Erten'i çalıştığı Presbyterian Hastanesi'nde kabul eden Mehmet Öz, kalp hastalarına önemli bir uyarıda bulunarak, 'Kriz geçiren hastaların yarısı, hayatlarında hiç aşık olmayan kişilerdir. Ya da karşılıksız sevmişlerdir' uyarısını yaptı.
Bir tür yedek kalp görevi gören LVAD uygulamasının, nakil kadar tehlikeli olmadığını belirten Öz, göğsü hiç kesmeden robot ile yapılan kalp ameliyatın daha yeni olduğunu kaydetti. Öz, normal ameliyattan iki kat daha fazla zaman alan bu yöntemi geliştirmek için çalışmalarının sürdüğünü belirterek, şöyle dedi:
'Robotla ilk kalp ameliyatını 16 Ocak'ta gerçekleştirdik. Bu tıp alanında bir devrimdir. Hastanın göğsünü hiçbir şekilde kesmediğimiz için yepyeni bir yerden kesmemiz gerekiyordu. En zor kısmı buydu. Sistemi nihayet bulduk. Robotun içinde ellerimi koyup ameliyat yaparken, hasta başka bir odada bulunuyor. Bir video vasıtasıyla ameliyat yapacağımız yeri görüyoruz. Robottayken elimi istediğim kadar döndürebiliyorum. Bu en büyük kolaylık. Robotta kendimi daha iyi hissettim. Ellerimle acayip hareketler yapmak zorunda kalmadım.'
Kalbi vücudun güneşi olarak tanımlayan Öz, kalp hastalığı ile aşk bağlantısını da şöyle anlattı: 'Kalp hastalarının yüzde 50'si ya aşksız kalmış veya çok aşık olmuş. Ya da aşık oldukları kimseler onları sevmiyormuş. Birbirini sevmek ya da aşık olmak... Bunu kaybedersek kalbimiz düşmeye başlıyor. Eskisi kadar mühim olmuyor ve bu hastalarda kalp krizi oranı artıyor. Bu insanlar kızgın oluyor ve kalp krizi çok görülüyor. İç depresyonu olanların kalp krizi geçirme riski daha fazla.'
Domuz gribi aşısı hakkındaki soruları International Hospital-Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Hande Aygün ile görüştük. Aygün, "Öncelikli olarak riskli grupların aşılanmasında fayda var. Riskli gruplar ise uzun süreli kronik hastalığı olanlar, 65 yaş üzerindekiler, sağlık çalışanları, bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler (kanser hastaları, steroid kullananlar, vs) ve küçük çocuklardır. Tabi sık sık yurtdışı seyahati olan kişilerin de aşı yaptırmalarında fayda var" diyor.
Aşı yaptırmadan da korunabilirsiniz
Dr. Hande Aygün aşı yaptırmayanlar hakkında "Fakat kişi aşı yaptırmadıysa bile kendini bu hastalıktan koruması mümkün. Aslında basit korunma yolları ile tüm grip viruslarından kendimizi koruyabiliriz. Bu tür viruslar kişiye damlacık yolu ile bulaşır. Yani kişinin öksürük, aksırık ve burun salgıları ile etrafa yayılır. O halde bu tür öksüren-aksıran hasta kişilere çok yaklaşmamak, yaklaşmamız gereken durumlarda maske takmak, ellerimizi de sık sık yıkamak oldukça önemli. Virus cansız yüzeylerde canlılığını sürdürebildiğinden dolayı sık sık ellerin su ve sabun ile yıkanması, bunların temin edilemediği durumlarda yanımızda bir el antiseptiği bulundurmak çoğu zaman yeterli olacaktır. Bunların hiçbirini yapamıyorsak bile bu kış dönemlerinde ellerimizi ağzımız, burnumuz ve gözlerimizden uzak tutmamız ve insanlarla öpüşmememiz oldukça önemli. Ayrıca şu geçiş dönemlerinde, havaların soğumaya ve grip hastalıklarının arttmaya başladığı şu vakitlerde kişilerin bol C vitamini almaları ve vücut dirençlerini de güçlendirmeleri gerekmektedir" diyor.
Aşının yan etkileri var mı?
Domuz gribi aşısı hakkındaki sorulara "Evet bunlar yeni aşılar ve mutlaka yan etkileri olucaktır. Fakat yapılan tüm aşıların ve mevcut ilaçların da kabul edilebilir düzeylerde yan etkileri vardır. Bu nedenle de fayda göreceğimiz hasta gruplarına yani riskli gruplara aşı yapılmasında fayda vardır. Ülkemize gelecek olan aşı da Avrupa Birliği Komisyonundan onay almış, ruhsatlı bir aşı olacağından dolayı beklenilenin dışında bir yan etki ile karşılaşılacağını düşünmüyorum" d,yerek cevap verdi.
Domuz, kuş ve insan grip virüslerinin birleşiminden oluşan yeni tipin insandan insana hızla geçebilmesi, endişeleri arttırıyor.
<_script /><_script /><_script /><_script />
Meksika'dan dünyaya yayılan domuz gribi, sürekli değişme özelliğiyle uzmanları şaşırtıyor. Domuz, kuş ve insan grip virüslerinin birleşiminden oluşan yeni tipin insandan insana hızla geçebilmesi, endişeleri arttırıyor. Domuz gribi aslında normal bir solunum yolu hastalığı. Domuzlar da insanlar gibi grip hastalığına yakalanıyor. Hastalık bulaşıcı, ancak ölüm vakalarına ender rastlanıyor.
Peki, şu an gündemdeki domuz gribini bu kadar tehlikeli yapan ne?
Tüm grip virüsleri gibi domuz gribi virüsü de sürekli değişme özelliğine sahip.Domuza aynı zamanda hem domuz, hem kuş hem de insanlardan grip virüsleri bulaşması durumunda genler arasında bir etkileşim oluyor ve böylece ortaya yeni bir virüs tipi çıkıyor.
Yiyeceklerden bulaşmıyor
Amerikan salgın hastalıklarla mücadele dairesi, domuz gribi virüsünün yiyeceklerden bulaşmadığını belirtiyor. Ancak domuz gribi çok hızlı bir şekilde yayılabiliyor. Virüsler domuzdan doğrudan insana ya da insandan domuza bulaşabiliyor.
Alman Sağlık Bakanlığı'na bağlı Robert Koch Enstitüsü'nün Başkanı Jörg Hacker, domuz gribinin ciddiye alınması gerektiği uyarısında bulunuyor:"Durumu büyük endişeyle takip ediyoruz. Hastalığa yol açan, insanlarda, kanatlı hayvan ve domuzlarda görülen virüslerin bir bileşimi. Yani yeni bir çeşit ve bu virüsün insandan insana hızlı bir şekilde geçebildiğini görüyoruz. Çok endişe verici bir durum."
'Salgın potansiyeli var'
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Margaret Chan, yeni domuz gribi vakalarının bir salgına dönüşme potansiyeli taşıdığı uyarısında bulunarak, bu virüse karşı bağışıklığın insanlarda henüz gelişmemiş olduğunu belirtti.
Tedaviye yanıt alınıyor
Şimdiye kadarki domuz gribi vakalarından, normalde gribe karşı daha zayıf olan çocuk ya da yaşlıların değil, daha çok genç, sağlıklı yetişkinlerin etkilenmiş olması da dikkat çekiyor.
Hacker, bunun nedenini henüz açıklayamadıklarını kaydediyor. Meksikalı yetkililerin, hastalığa yakalananların yüzde 60'ının tedaviye yanıt verdiğini ve durumlarının iyiye gittiğini açıklaması ise olumlu bir gelişme olarak görülüyor.
Robert Koch Enstitüsü Başkanı Jörg Hacker şunları söylüyor: "Enfeksiyonun tedavi edilebiliyor olması iyi bir haber. Normal grip vakalarının tedavisinde kullanılan ilaçlar, Amerikalı meslektaşlarımızdan bildiğimiz kadarıyla, etkili oluyor. Nörominidaz inhibitörleri olarak adlandırılan alt grubun etkili olduğu görülüyor. İkinci bir nokta, ABD ve Kanada'da hastalığın seyrinin Meksika'dakinden daha yumuşak olması."
Ellere dikkat!
Mevcut virüsün değişime uğrayarak tedavi edilemez hale gelmesi ise en büyük endişe kaynağı.Hacker, virüslerin değişime uğraması olasılığının göz ardı edilemeyeceğini, bu konuda beklemekten başka yapacak bir şey olmadığını belirtiyor. Virüse karşı korunmada en önemli yöntem hijyen.Ellerin temizliği büyük önem taşıyor. Virüsün öksürme, hapşırma, yakın mesafede konuşma gibi hava yoluyla bulaştığı da bilinmeli. Ateşin 38 derecenin üzerine çıkması, şiddetli öksürük, eklem ağrıları, iştahsızlık gibi belirtiler görüldüğünde derhal doktora başvurmalı."
1. köfte için gereken tüm malzemeleri yoğurup harç yapın. bu harcı bir gece buzdolabında bekletin.
2. fırın kabına yarım çay bardağı zeytinyağını dökün. patatesleri soyup daire şeklinde kesin. üzerlerine karabiber ve tuz serpip harmanlayın ve tepsiye yayın.
3. sivri biberleri ikiye bölün. içlerini çıkartıp patateslerin üzerine yerleştirin. domatesleri soyun ve biberlerin üzerine rendeleyin.
4. en üste cevizden biraz büyük şekil verdiğiniz köfteleri dizin. yarım çay bardağı kaynar suyu fırın kabına gezdirin. kabın üzerini folyo ile kapatıp 250C fırında patatesler yumuşayana kadar pişirin